Doğum Hikayem

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki çoğu kişi gibi sizi korkutmayacağım, çünkü benim güzel bir doğum hikayem var 🙂

Bir çok anne adayı gibi ben de doğum anına dair bir sürü şey okudum ve duydum. Dolayısıyla o an’a dair var olan korkularım daha da arttı. Zira taa en başından beri normal doğumdan korkan biriydim. Acı çekmekten korkan biri olarak normal doğum bana hep uzak hatta imkansız geliyordu nitekim hiç tereddüt etmeden normal doğum istemediğimi, sezeryan ameliyat ile doğum yapmak istediğimi doktoruma ilettim. Lütfen yanlış anlaşılmasın bu tavsiye ettiğim bir doğum şekli değil. Tabi ki her şeyin olduğu gibi doğumun da doğal olanı en güzeli, hepimizin bildiği gibi de en sağlıklısı. Ancak burada kendi adıma konuştuğum için rahatlıkla söyleyebilirim ki kararımdan dolayı pişman olmadım. Dediğim gibi bahsettiğim korkum sebebiyle böyle bir tercihte bulundum.

Gelelim o güzel an’ın nasıl geliştiğine… Güzel bir mayıs sabahı 07.30’da hastaneye giriş yaptık. Odamıza alındıktan sonra ilgili hemşireler gerekli bilgileri benden aldıktan sonra o sevimsiz ameliyat kıyafetini giydirdiler. Damar yolu açıldıktan sonra sedyeye alındım. İşte o ana kadar sakin kalan ben sedyeye yattığım andan doğum gerçekleşip de odama getiriliş anına kadar gözyaşlarıma hakim olamadım. Sulu göz biri olarak evet çok kolay ağlayabiliyorum ama o günkü gözyaşlarım o kadar farklıydı ki kendimi durduramıyordum. Ameliyathaneye alındıktan sonra Epidural Sezeryan doğumun en ürpertici kısmına geçmiş oldum. Çok şükür ki sevgili Anestezi doktorum en çok endişe duyduğum an’ı en kolay atlatmama sebep oldu 🙂 Eli o kadar hafifti ki en ufak bir acı bile hissetmedim. Tek hissettiğim şey bacaklarımdan ayaklarıma doğru inen karıncalanma hissi idi. Ardından doğum başladı daha doğrusu başlamış ben farkında değildim tabi ki, sadece sessiz sessiz gözlerimden yaşlar süzülüyordu. Başımdaki hemşireler beni ağlarken görünce endişelendiler, sürekli iyi olup olmadığımı sorup durdular. Tek cevabım kendimi tutamadığım ve gözyaşlarımın kendiliğinden geldiğiydi… Derken bir anda “evet bebek doğdu” dedi birisi. Evet biliyordum bu doğum şeklinde bebeğin kısa süre içerisinde doğacağını ama yaşamak başka bir şeymiş. Perdenin hemen üstünden kısa bir an gösterip, hemen ardından benim de görebileceğim bir yere aldılar. Orada gerekli kontrol ve işlemler yapıldıktan sonra sarıp sarmalayıp bana getirdiler. Veee ilk temas 🙂 Yanağını yanağıma değdirdiler ve benden çıkan tek kelime “yumuşacııkkk” oldu tabi artan gözyaşlarıyla. O kadar güzel, o kadar temiz ve o kadar yumuşacıktı ki.

Daha sonra babası ile bebeğimi yukarı gönderdiler. “Dikim” işlemleri için ben orda kaldım 🙁 Sanırım bir an önce bebeğimi kucağıma alma heyecanı ile o ameliyathanede kaldığım süre o kadar uzun geldi ki…

Bütün işlemler bittikten sonra odama alındım, hemen ardımdan da bebeğimi getirdiler. İşte o anlar o kadar harikaydı ki… Minicik bir şey getirilip kucağınıza bırakılıyor.

Bebeğime kavuşmaya giderkenki halimden bir kareyi paylaşmak isterim, ki burada gülüyorum ama inanın ki doğum öncesi güldüğüm tek foto olmalı bu 🙂

Yaşamak lazım. Her gün soruyorum kendime, ben bu muhteşem hediyeyi kazanmak için ne yaptım?

İsteyen herkesin bu duyguları yaşaması dileğiyle